Dubai


Dubai

11.01.2022

Önce burun kıvırabileceğiniz, bir geziniz sonrasında ise önyargılarınızdan kurtulmanızı sağlayacak sürprizleri önünüze sıralayan bir şehir.

Tatile ayırabileceğim zaman herkes için olduğu kadar ben ve eşim için de az, dolayısıyla kıymetli. Gezimatix ile tanışmamızın ardından websitesindeki turları arasında hızla dolanıp duruyordum ki imdadıma bir Whatsapp mesajı yetişti. Dubai’de yerleşik bulunan müdürüm devam etmekte olan Expo 2020’deki Türkiye bölümünden bir fotoğraf göndermişti. Aklıma toplantı gününü denk getiremediğim için birkaç gün farkla kaçırdığım Lizbon Expo Fuarı geldi. Fuar kapandıktan birkaç gün sonra Lizbon’da fuar alanının boş halini gezip Expo merakımı gidermeye çalışmıştım. Dolayısıyla kararımızı daha fazla geciktirmeden verip rezervasyona tıkladım.

Gezi programda bahsedildiği gibi FlyDubai ile konforlu bir uçuş sonrası Dubai’ye vardık. Öncelikle şunu söylemeden başlamayalım. Herhangi bir BAE gezisi için ideal zaman Ekim ve Mayıs arası. Yılın geri kalanında hava sıcaklığı konforunuzu etkileyecek kadar yükseldiği için rahat gezmek pek mümkün olmuyor. Varışımız sonrası gezimiz hemen başladı. Dubai birçok görsel güzelliği size sunan bir şehir yapılanmasına sahip. İlk durağımız resimlerden gördüğüm Burj El Arab oldu. Mimari açıdan kavisli şekli ve masraftan kaçınılmamış iç tasarımıyla gerçekten ilginç bir yapı. Grubumuzdaki mimar arkadaşımız inşaatıyla ilgili bildiklerini grupla paylaşınca ilgimiz daha da arttı doğrusu. Ardından da teknoloji bir harika olarak adlandırabilecek Palmiye Adaları’nı gezdik. İnsana “bu kadar da olur mu?” dedirten yoktan var edilmiş, denizin ortasında yaratılmış küçük bir banliyö burası. Kentsel yapılanma en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, orada yaşayacak insanların her türlü ihtiyacını karşılayabileceği şekilde tasarlanmış bir mahal. Uçsuz bucaksız bir denizi yemyeşil bir vahaya dönüştüren inşaat teknolojisinin karşısında insanın gerçekten dudağı uçukluyor. İlk günün yolculuk yorgunluğuyla kendimizi otel odasına atıp ertesi günün merakıyla uykuya daldık.

Ertesi 3 gün program serbest zaman tanıyordu. Onun da rahatlığıyla kendimizi 1001 gece masallarındaki kahramanlara benzetip biraz şımaralım dedik. Otelde aldığımız kahvaltı Avrupa gezilerimizden sonra son derece tatmin ediciydi. Bizim kahvaltılara benzemekle beraber Araplara özgü bazı lezzetleri de barındırıyordu. Örneğin humusu biz meze biliriz, orda kahvaltıda da yeniyor. Biraz daha yumuşak bir kıvamı vardı ve çok lezzetliydi. Ardından kendimizi dışarı atıp bir önceki gün şöyle bir baktığımız Marina da keyifli bir yürüyüş yaptık. Marina gerçekten Dubaililerin gündelik hayatında önemli bir yer tutuyor. Çocuklarını gezintiye çıkaranlar, sabah sporu yapanlar, bir kahve arası veren çalışanlar. Bildiğimiz Marina konseptinden çok farklı bir tasarıma sahip. Sağlı sollu birçok gökdelen ve ihtişamlı yapıların arasında kıvrılarak devam eden bir dizaynı var. Yürüyüşümüz sonrası sahile doğru devam edip plajı deneyimleme fırsatını da yakaladık. Plaj gözünüzün alabildiğine uzanan, altın sarısı kuma sahip. Deniz genelde durgun, az tuzlu, masmavi bir enginlik. Yürüyüşümüz sonrası ılık havanın yanında bir serinlik sundu.

Yemeklerde Dubai’nin sunduğu birçok seçenek mevcut. Öncelikle burada Asya’nın farklı ülkelerinin tüm lezzetlerine ulaşma imkânı var. Olabildiğince daha önce tadamadığımız lezzetlere öncelik verip Tayland, Çin, Lübnan gibi restoranları tercih ettik. Bunların yanında fast food seçeneklerinde de lokal lezzetleri tatmak mümkündü. Onları daha çok öğlenleri zaman kazanmak adına tercih ettik.

Aralık ayı ortasında ülkemiz soğuk kış şartlarıyla boğuşurken Dubai’de sıcak bahar havası bizi sonraki günlerde şımartmaya devam etti. Ertesi günlerimizi ağırlıkla deniz kenarında ve havuzda geçirdik. Bunun yanında nereye gitsem oralı insanlarla konuşur, yaşamlarını anlamaya çalışır, kendi yaşamımla kesişimleri belirler, alıp uygulayabileceklerimi keşfetmeye çalışırım. Üçüncü gün akşamı gittiğimiz Lübnan restoranında yan masadaki çiftle bir sohbete daldık. 12 yıldır Dubai’de yaşayan İran’lı bir aile. Buraya Kanada Vancouver’dan taşınmışlar. Geldikleri yer Kanada hem de Batı kıyısı olunca şaşırıp neden Dubai’yi tercih ettiklerini sorma ihtiyacı hissettim. Cevap beklediğim gibi kültürel açıdan kolay adapte olduklarını, Vancouver’a bu kadar ısınamadıklarını, ama onun ötesinde Dubai’de devletin, kurumların farklı ülkelerden, kültürlerden insanlara bir arada yaşayacakları ortamı sağladıkları oldu. Gerçekten öyleydi. Gelmeden önce bir Arap ülkesi olarak hayal ettiğim Dubai’nin bununla hiç ilgisi yoktu. Ortadoğu’nun Los Angeles’ıydı adeta.

Ertesi günü Expo’ya girip, tüm günümüzü geçirdik. Birbirinden değişik teknoloji gelişmeyi, gündelik yaşamda nasıl kullanacağımızın, hayatlarımızı nasıl kolaylaştıracağının özeti bir masal diyarıydı fuar alanı adeta. Lizbon Expo’sunun içimde kaldığı kadar varmış.

Gezimatix’in organizasyonuyla beşinci günümüzde Dubai Mall’u ziyaret ettik. Hem açık hem kapalı alanları içeren Dubai Mall, etkileyici bir ses ve ışık gösterisini de sunuyor. Bu özelliğiyle çocuğundan yaşlısına her yaştan insanı kendine hayran bırakan bir organizasyon. Yürüyerek geçirdiğimiz saatlerin yorgunluğunu yaşadığımız hayranlık aldı götürdü.

Bu kadar şehir gezisi ve plaj şımarıklığı yeter deyip ertesi günümüzü çöl safarisine ayıralım dedik. Ne de olsa başka hiçbir yerde deneyimleyemeyeceğimiz bir ortam. Araplar Dubai’de modern bir şehir yaratırken köklerini de unutmayarak geleneklerini turistik ziyaretçilere sunulabilir hale getirmişler. Satın aldığımız yerli turla Dubai’ye yarım saat uzaklıkta bir çöl kampında turumuz başladı. Turumuz kapsamında kum tepeleri arasında snowboardun kum versiyonu olan boardumla bir tur atmayı kaçırmadım tabii ki. Ardından üstü açık olan çadırda geleneksel akşam yemeğimizi aldık. Yıldızların altında unutulmayacak bir yemek sefasıydı.

Gezimatix’in organizasyonu gerçekten iyi kurgulanmış. Son gün dahi zamanı iyi yöneterek bizi Dubai’nin geleneksel şehir köşelerinde gezdirip bir tekne gezisiyle günümüzü taçlandırdılar. Uçağımıza doğru yol alırken sanki dönüşe geçmemişiz de bir sonraki durağa yol alıyor gibiydik.

Dubai gitmeden önce ön yargıyla yaklaşabileceğiniz, burun kıvırabileceğiniz, bir geziniz sonrasında ise önyargılarınızdan kurtulmanızı sağlayacak sürprizleri önünüze sıralayan bir şehir. Burası salt Arap ülkesi görünümüyle alakası olmayan, ağırlıklı olarak batı ülkelerinin tasarladığı, batı kültürüyle yetişmiş yönetici elitlerin yaşamı kurguladıkları modern bir kent. Araplar, geleceği görerek sadece petrol geliriyle yetinmeyip, petrol kaynağının tükeneceği bir dünyada kendilerinden sonraki kuşaklara yeni bir ülke, turistik bir cazibe merkezi yaratmayı başarmışlar. İlk Dubai seyahatimden dönerken bir taraftan da bir sonraki Dubai ziyaretimde bu şehrin bana sunacaklarının hayalini kurmaya başladım.

Emre Kardeş